Geri bildirim, onlarca yıldır iş hayatındaki popülaritesi hiç azalmamış, hatta son yıllarda belirgin olarak artmış bir konu. Özellikle çevikleşen organizasyonel yapılarda bu artış daha da devam edecek gibi.
Güven ise insanlık tarihi kadar eski. Herhangi bir takımın etkinlik derecesini belirleyen en kritik faktör. Bireyin en temel psikolojik ihtiyacı olan “Güvende Hissetme”nin, ilişkilerdeki dışa vurumu.
Peki neden bu yazıda ikisi bir arada? Uzun zamandır verdiğim geri bildirim eğitimlerinde katılımcılardan sıklıkla duyduğum şeylerden bir tanesi, güvenmedikleri birinden geri bildirim almakta zorlandıkları. Veya tam tersi, güvenmedikleri birine geri bildirim vermeyi tercih etmemeleri. Bu açıdan bakınca güven olmayan bir ilişkide geri bildirim vermek ve almak zorlaşıyor.
Benim sorum ise şu: Geri bildirimin olmadığı bir ilişkide güven oluşturmak ne kadar mümkün?
William Schutz’a göre, açıklık ihtiyacımızın karşılandığı durumlarda kendimizi daha çok güvende hissediyoruz. “Açıklık” ile kast edilen, karşımdakiyle duygularımı ve düşüncelerimi paylaşabilmek. Odağı biraz daraltırsak, buna “açık iletişim” diyebiliriz.
Geri bildirim, bir davranışın/durumun ve yarattığı etkinin (duygu, düşünce, veya diğer sonuçların) paylaşıldığı bir iletişim aracı ve açık iletişimin önemli bir ögesi. Eğer açık iletişim güveni sağlamlaştırıyorsa, ama aynı zamanda güveni sağlamlaştırmak için açık iletişim gerekiyorsa, bu bizi yazının başlığındaki soruya getiriyor: Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan?
İkisi de.
Güvenin az olduğu bir ilişkide etkin geri bildirim çok daha zor. Bununla beraber, geri bildirim güveni oluşturmak veya sağlamlaştırmak için göz ardı edilemeyecek önemde bir araç. Yani yeterli miktarda etkin geri bildirim var ise, güveni sağlam tutmak kolaylaşıyor.
Ee?
Demem şu ki, güven geri bildirimin önünde bir engel ise bunu aşmanın yollarından biri de geri bildirim konusunda biraz daha ısrarcı olmak. Başka bir deyişle, yumurta tavuğun içinde, tavuk da yumurtanın içinde.
Güven somut ve mikro seviyede yönetilebilecek bir kavram değil. Bununla beraber geri bildirim öyle. Tam da bu sebepten dolayı güven konusunda zorlandığın ilişkilerde geri bildirim güveni artırmanın bir parçası olabilir.
Nasıl yani, şimdi her ilişkide güveni sağlamak için geri bildirim mi alalım verelim?
Nayır: Eğer ilişki (ve güven anlamındaki muhteviyatı) senin için çok önemli değilse.
Nevet: Eğer ilişki ve dayalı olduğu güven miktarı senin için önemliyse.
Özet olarak, geri bildirim açık iletişimin tamamı değil, önemli bir parçası. Açık iletişim güvenin tek kaynağı değil, ama önemli bir tanesi. Genel olarak baktığımızda, iş ortamındaki ilişkilerimizde güvene ihtiyacımız var ve bu ihtiyaç yeterince karşılanmıyor. Bunu iyileştirmenin bir yolu da geri bildirim diyaloglarının artması. Özetlersem, yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan sorusu yerine şu tespiti yapabiliriz: Tavuk yumurta için, yumurta da tavuk için.
Ben bunu niye yazdım?
Geri bildirimi spesifik bir davranış veya duruma odaklı olarak düşündüğümüzde 101 sebepten dolayı vermemeyi veya almamayı tercih edebiliyoruz. Oysa bazen o spesifik davranış veya durumun ötesinde, daha büyük resimde bizi motive edebilecek -ilişkideki güven miktarını artırmak gibi- bir amaç bulabiliriz. O zaman da harekete geçmemiz kolaylaşabilir.
Unutma, özellikle çevikleşen bir organizasyonda isen, daha etkin geri bildirim almak/vermek uzun süre erteleyebileceğin bir yetkinlik değil. Çünkü hiyerarşinin azaldığı bir ortamda bireysel ilişkilerin daha güçlü olmasına ve açık iletişime çok daha fazla ihtiyacımız olacak.

Yorum bırakın