İlham Veren Liderliğe Giden Yol – Anlamak & Olmak

Yeni nesillerle birlikte liderliğe bakış açıları ve liderlikten beklentiler değişiyor. Yeni neslin önceki nesil liderlerden beklentisi ile yeni nesil liderlerin hedeflediği ortak nokta, ilham verebilmeleri. Ortak bir amaçta insanların anlam bulabilmesini sağlamak, heyecanlandıran vizyon ortaya koymak, bireylerin kendilerini gerçekleştirmeleri ve karar mekanizmasının bir parçası olmalarına alan yaratmak, ilham veren lider olmak yolunda gerekli adımlardan sadece bazıları. Adımların ne olduğunu anlamanın yanında, liderin dönüşüm planını yapabilmesi ve bu planı “olmak” aşamasında uygulamaya nasıl aktarılması eğitimin hedef çıktısı. 

Denge Savaşları – Kendimi Tanımak ve Yönetmek

Kişisel liderliğin temeli insanın kendini tanımasında ve yönetebilmesinde yatıyor. Sürekli değişim içinde olan bir benliğin kendini tanıması psikoanaliz araçları, farkındalık, ve durumsal yaklaşım ile mümkün.  Çelişkilerimiz, içinde devindiğimiz roller, iç çatışmalarımız, kişisel değerlerimiz, inanç ve düşünce kalıplarımız, iç engellerimiz, arka planda kalmış potansiyelimiz, bizi motive eden amaçlar… Değişim sadece farkındalık varken mümkün. Bu eğitim bireyin kendisine yolculuğu.

Düşünsel Seviyeyi Yükseltmek – Bilişsel Gelişim

2018’de yapılan global bir araştırmaya göre Türkiye’de yeni mezun ve genç profesyonellerin en son önceliği düşünsel seviyelerini zorlamak. Akıl ile kendine meydan okumayı, entellektüel seviyeyi zorlamayı ve daha fazla bilişsel gelişim için bireysel çabada bulunmayı kapsayan düşünsel seviyeyi zorlamak, dünyanın hayat ve eğitim standardı yüksek ülkelerinde ise ilk beşte yer alıyor. Bununla beraber Türkiye sonuçlarına göre katılımcılara kendilerine sunulmasını bekledikleri işveren markası niteliklerinin ne olduğu sorulduğunda en önde olan göstergenin profesyonel eğitim ve gelişim olduğu görülüyor. Bu eğitim, bahsedilen çelişkiyi fırsata dönüştürmeyi ve genç profesyonellerin entellektüel gelişimlerini güçlendirmeyi hedefliyor.

Başarılı Kariyere Giden Yol: Başarısızlık

“Başarısızlık yoksa, başarı yoktur” -John C. Maxwell. İş hayatı doğal olarak hep başarıyı hedefler ve başarısızlık çoğunlukla kaybedilmiş zaman ve kaynak olarak görülür. Gözden kaçan nokta, başarıyı tanımlamak için başarısızlığı da tanımlamanın zorunlu olduğudur. Başarısızlıkları kaybedilmiş fırsatlar olarak görmek yerine bu deneyimden öğrenebilme yetisi bugün esneklik/adaptasyon (Resilience) adıyla tekrar gündemde. Özellikle kariyerinin başında, yeterli deneyime sahip olmayan çalışanların başarısızlık ile ilgili algılarının erken şekillenmesi başarı oranlarını artırmaları için bir fırsat yaratıyor. Aynı zamanda, deneyimli liderlerin de kendi deneyimlerinden yararlanarak, hatayı cezalandıran değil, hatadan öğrenip daha iyiyi hedefleyen bir yaklaşım sergilemesi çalışan aidiyetini ve motivasyonunu artıran bir faktör olarak öne çıkıyor.

Davranış Analizi ve Tasarımı

Hep okumayı planladığım ama sürekli ertelediğim kitap. İhtiyacım olduğunu düşündüğüm ama devam ettiremediğim diyet. Çok net karar verdiğim ama bir türlü düzenli hale getiremediğim spor.  Veya, sergilemekten memnun olmadığım ama anlık olarak tekrar tekrar sergilediğim davranışlarım… Benzer örnekler bir çoğumuzun hayatında var. Psikoanalizin sunduğu sayısız teori ve modelin davranışların ve motivasyonun analiz edilmesi ve anlaşılmasındaki katkı çok büyük. Bununla beraber, çok daha kapsamlı teorilerin günlük hayata aktarılması uzman olmayan katılımcı için zor olabilmekte. Bu gelişim atölyesi, Charles Duhigg’in Alışkanlık Döngüsü’nün geliştirilmiş hali olan Davranış Döngüsü’nü kullanarak, katılımcıların eğitim dışında kullanabilecekleri basit bir araçla davranışlarını analiz edebilmeleri, ve yeniden tasarlamalarını kolaylaştırmayı hedefliyor.