
Etkin Geri Bildirim Almak ve Vermek
Bir sistemin fonksiyonunu yerine getirebilmesi ve sürdürülebilirliği için geri bildirim döngüsü şarttır. Etkin geri bildirim organizasyonel hayatta en çok talep edilen yetkinlik iken pratikteki yokluğu iletişimin ve işbirliğinin beklenenin altında kalmasına sebep oluyor. Geri bildirim oranının hedeflenenin altında kalmasında teknik bilginin ve psikolojik farkındalığın eksikliği temel engeller olarak karşımıza çıkıyor. Geri bildirim oranını artırmak için hem teknik (dil) ve hem psikolojik açılarının bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu bütünsel değerlendirmenin pratik yansıması ise sadece geri bildirim “vermek” ile sınırlanmadan, aynı zamanda geri bildirim alma yetkinliğinin geliştirilmesini de kapsamalıdır.
≡
Varsayımsız İletişim ve Çatışma Yönetimi
Aynı şeye bakıyoruz ama aynı şeyi görmüyoruz. Aynı şeyi dinliyoruz ama aynı şeyi duymuyoruz. Belirsizliği sevmiyoruz ve sürekli olarak bütünlüyoruz. Aynı veri noktalarının arasını hikayeler yazarak dolduruyoruz. Aynı şeye bakıp farklı hikayeler yazdığımızda bir yandan çeşitlilik artarken, bir yandan çatışma ihtimali büyüyor. Varsayım yapmamak ideal yaklaşım gibi görünse de gerçekçilikten uzak. Bununla beraber varsayımlarımızın farkında olmamız, yazılan farklı hikayeleri yargılamadan değerlendirebilmemiz, ortak faydaya yönelik çözüm odaklı bir yaklaşımın önünü açabilir. Teoride bunu bilmemize rağmen neden çatışıyoruz? Nasıl çatışıyoruz? Varsayım, çatışmalarımızda önemli bir etkenken, tek sebebi değil. Hiç çatışmamak başka bir idealken, ilişkilerimizde çatışmaları azaltmak ve daha etkin yönetebilmek için derinlerde bizi nelerin motive ettiğini bilmek, çatışmaları bereketli hale getirebilmeyi mümkün kılıyor.
≡
Hikaye Anlatımı (Story Telling)
Hikaye anlatımı insanlık tarihi kadar eski bir iletişim aracı. İnsan zihni bilgiyi hikayeleştirerek anlamlandırıyor. Bugün yaptığımız işlerde anlam bulma arayışımız gittikçe artıyor ve bu belirgin bir motivasyon kaynağı haline geliyor. Artık bir liderin ne yapılacağını, nasıl yapılacağını anlatması tek başına yeterli değil. Ekipler aynı zamanda nasıl sorusunun cevabını da net olarak almak istiyor. Bu da hikayeleştirme yetkinliğine sahip liderlerin ekiplerinde motivasyonu, adanmışlığı, ve sahiplenme oranını artırmalarını sağlıyor.
≡
Etkileşim Analizi ve İlişki Yönetimi
Pek çok insanın hayatı boyunca sormaktan vazgeçmediği ama cevaplandırmakta zorlandığı, büyük soru: “Ben kimim?”. Sorudaki eksiği tamamlamak cevabı bulmayı kolaylaştırabilir: “Ben -ilişkilerimde- kimim?”. Bireyler farklı ilişkilerinde farklı karakter kombinasyonlarıyla etkileşim kurarlar. Başka bir açıdan bakarsak, bir ilişki, o ilişkide olan bireylerin etkileşimlerinin bütünüdür. Her etkileşim ise kapsayıcıdır, bir etki ve o etkiye verilen bir tepkiden oluşur. Eğer etkileşimleri analiz edip daha net anlayabilirsek, ilişkiyi yönetmemiz ve gerektiğinde farklılaştırmamız daha olası hale gelir. “İki kişiliğin karşılaşması, iki kimyasal maddenin karşılaşması gibidir: eğer bir reaksiyon varsa, ikisi de dönüşür.” -Carl G. Jung.
≡
Soru Sorma Sanatı
“Soru sorma sanatı ve bilimi, tüm bilginin kaynağıdır” -Thomas Berger. Ve Francis Bacon’a göre, “Bilginin kendisi güçtür”. Güçlü sorular sormak, çocukken bildiğimiz ama erişkinlikte unuttuğumuz bir yetkinlik. Yargı, sıfat ve genellemelerle yüklediğimiz uzun sorular, bizi anlamlı cevaplardan uzaklaştırıyor. Anlamlı cevapların paylaşılmadığı bir iletişimde anlaşmak zorlaşıyor. Cevaplarından korktuğumuz soruları sormaktan, İyi haber, yeni bir yetkinlik kazanmak gerekmiyor. Eskiden beri var olanı tekrar ortaya çıkarmak yeterli. Bunu yapabilmek için zihnimizin ihtiyacı olan şeyler net tanımlar, istek ve yoğun pratik. Güçlü sorular sorabilmek, hayatın her alanında, hem durumsal hem de genel kapsamda, olaylara bakış açımızı, düşünme tarzımızı, iletişimimizin kalitesini, ikna etme potansiyelimizi ve ilişkilerimizi güçlendirebilecek bir potansiyele sahip.
